Bütün xatirələr

Ergys Dollomaja
(Kuleli Askeri Lisesi və Kara Harp Okulundan kursant yoldaşı və dostu)

    – Muradla ilk dəfə harada tanış olmusunuz?
    Ergys: Murad kardeşimle 2011 senesinde tanışmıştık. Ben o zaman Türkçe hazırlık sınıfını yeni tamamlamış ve sınıfa geçmiştim. Murad kardeşim ise Azerbaycan’dan gelmişti ve Türkçeyi biliyordu. Ondan dolayı gelir gelmez bizim sınıfa geçmişti. Azerbaycan’dan gelen arkadaşlarımız için kısımlar (bölük) belirlenmiş ve Murad benim de olduğum 1. kısıma gelmişti. Benden 3 yaş küçüktü Murad ve zaman zaman beni yaşlı hissettiriyordu. Murad’ın yanında kendimi yaşlı hissediyordum, çünkü daha küçücük çocuktu. Üniformasını ilk kez giydiğinde üstünde bayağı (çox) bol duruyordu ama seneler geçecek ve Murad büyüyünce o üniforma eskisi gibi bol durmayacaktı artık. 
    – Muradla hansı yaddaqalan xatirələriniz var?
    Ergys: Murad’la toplam 5 sene birlikte aynı okullarda okuduk ve bunun 4 senesi, belki de hepimizin en güzel yılları Kuleli Askeri Lisesinde geçti. En çok Murad’la olan hatıralarım tabii ki de Kuleli’den kalan hatıralar.
    – Bizə bir az onlardan danışın, zəhmət olmasa.
    Ergys: Kardeşimle aynı kısımda, aynı odada kaldık. Aynı yemek masasında yemek yedik. En güzel zamanları birlikte geçirdiğimiz gibi kötü zamanlarımız da oldu, ama onları da birlikte atlattık. Bizler ailelerimizden uzak, kimsesiz, küçük adımlarla büyük hayallerin peşine düştük. O subay (zabit) yıldızları hep hayallerimizdeydi. Yol bayağı uzun görünüyordu ama yolun sonunda o yıldızlara ulaşacağımıza inanıyorduk.
    Herkesin bildiği gibi Murad’ın gitar çalma tutkusu vardı. Derslerden sonra boş vaktinde ya odada ya da kısımda gitar çalıyordu. Son sınıfta kaldığımız yer ana (əsas) tarihi binaydı. Uzun koğuş koridorundan geçerken odamızdan gitar sesi gelirdi. Odaya girdiğimde Murad’ı ranzanın (ikimərtəbəli çarpayı) alt yatağında oturmuş gitar çalarken buluyordum. Normalde Murad ranzanın üst yatağında, ben de alt yatağında uyuyordum. Murad benim birinin yatağıma oturduğunda kızdığımı çok iyi biliyordu. O yüzden her zaman onu orada bulduğumda beni masum bir yüz ifadesi ve gülüşle karşılardı. Bunu görünce ben de ona kızamazdım, çünkü o, küçük kardeşim gibiydi.
    Bunun gibi başka anılarımız derslerde oluyordu. Özellikle matematik dersinde Murad’a motivasyon geldiğinde, hem de gözlüklerini taktığında soruları bizden daha hızlı ve sorunsuz çözüyordu. Bazen sınav öncesi hiç çalışmamış gibi görünse de, matematik sınavlarında 90, 95, 100 notunu aldığını da çok iyi hatırlıyorum.
    Ama tabi hayatımızın sadece derslerle geçmemesi lazımdı. Özellikle kış aylarında kar yağdığında bizim Kuleli’deki iç bahçe bembeyaz oluyordu. Gündüzler üstümüzde üniforma varken, akşamlar ise spor kıyafetlerle kar topu oynardık.
    Belki de en güzel anılarımızı ailelerimizden uzakta geçirdiğimiz bayram tatillerinde yaşamışızdır. Tatillerde herkes evlerine giderken birçok yabancı uyruklu öğrenci okulda kalırdı. Okulun düzenlediği geziler, faaliyetler olurdu, ama bunların yanı sıra bizim aramızda anlaşıp yaptığımız geziler de vardı. Genelde bizim Arnavutlardan (alban) okulda ben kalırdım ve bayram tatillerini Azerbaycanlı kardeşlerimizle birlikte geçirirdik. Lunaparkta adrenalin dolu atraksiyonlara bindiğimizde yaşadığımız korku, İstanbul boğaz turunda ve Adalar’da bisiklet kiralayıp tur attığımız zamanlarda yaşadığımız o mutluluk hissi Murad kardeşimle en güzel hatıralarımızdan sadece birkaçı.
    Kara Harp Okulu’na geçtiğimizde Murad’la aynı bölükte değildik ama kardeşim Murad şunu iyi biliyordu ki, herhangi bir sorun yaşadığında öbür bölükte onu destekleyecek bir dostu, bir abisi vardı. Benim için de aynı şey geçerliydi. Kardeşim Murad uzakta da olsa, beni her zaman destekleyecekti.
    Anlattıklarım belki çok kısa, ama Murad’la olan anılarımızı ne sayfalara ne de kitaplara sığdıramayız. Bir aile gibi yaşadığımız o 5 seneyi unutmak imkansız. O anılar hep akıllarımızda varken Murad kardeşimin bizimle var olduğundan ve her zaman aramızda olacağından eminim.